Guzelliginizi cesaretinizi ve samimiyetinizi. Soyleycek pek birsey yok. Agzim acik,hayallerime ulasmiz sizi imrenerek izliyorum
- Mayıs 19
- , 2012
Anonim asked:
Fotoğraflarınız tam anlamıyla berbat, kalitesiz ve özensiz. Bir bayanım ve fotoğrafçılıkla uğraşıyorum. Yine bu tarz fotoğraflarınızı çekmek isterdim doğrusu. Eğer kabul ederseniz kimliğimi daha sonra açıklayacağım...
Katılmıyorum… Ben de fotoğrafçılıkla ilgiliyim. Ancak evli bir çift olarak kimliğinizi deşifre etmeden çekilebilecek fotoğraflar konusunda hiç de özensiz ve berbat davrandığımızı düşünmüyorum.. Bu eleştiriyi yapmadan önce swing olan diğer çiftlerin çektiği fotoğraflara bakmanızı öneririm. Ukalalığınız da yanınıza kalsın tabi…
Evet şansımız dönmüş ve İpek – Onur çiftiyle iki gece müthiş güzel bir deneyim yaşamıştık. Her şey olması gerektiği gibiydi. Milena ile Onur çok güzel bir uyum sağlamışlardı. En önemli olan budur, çünkü bilirsiniz swing olayı kadın açısından daha zordur. Erkek her halükarda bir şeyler yaşayabilir belki ama kadının gerçekten karşıdaki erkeği benimsemesi gerekir. E önceki deneyimlerde de Milena açısından kötü gittiği için Milena’nın yakaladığı uyum beni hem çok mutlu ediyordu, hem de kıskandırıyordu. Kıskançlık duygusuyla daha önceki deneyimlerimde pek karşılaşmamıştım. Ama bu kez evet, Milena’yı kıskanıyordum da… Ancak bu öyle bildiğiniz anlamda kötü bir kıskançlık değildi. Ayrı odalarda yaşamıştık deneyimlerimizi ve ben Milena’yı görmek istiyordum. Çünkü bu kıskançlık bende onu izleme, onu izlerken kıskançlığın verdiği hazzı yaşama dürtüsünü azdırıyordu. Aklım hep onlardaydı…
İşte bu duygular içinde İpek ve Onur’un davetlerini kabul ettik o sabah kahvaltıda. Alelacele hazırlanıp yola çıktık. Onur tanıştığımız bu süreç içinde akademisyen olduğunu söylemiş, karizması, genel kültürü, nerede nasıl davranacağını bilir tavrıyla da buna inandırmıştı bizi. Bize yol boyu hep “Bizim şehre yaklaştığımızda size bir sürprizim olacak.” deyip duruyor, biz de bir an önce söylemesi için ısrar ediyorduk. Nihayet ağzından aldık sürprizini. Bize söylediği mesleğin uydurma olduğunu, başka bir meslekten olduğunu söyledi. Pek üzerinde durulmayacak bir şey olsa da belki beni çok sinirlendirdi o an bu itiraf. Öyle ya aylarca tanışıyorsunuz, evinize geliyor, eşinizle birlikte oluyor ama bir güvensizlik belirtisi olarak sizden mesleği gibi basit bir ayrıntıyı saklıyordu. Ben olaya bu açıdan bakmış, onca yaşanana rağmen bize olan güvensizliğine çok kırılmıştım. Neden bu ayrıntıyı saklama ve kendi memleketine gitme şartının karşılığında söylemeyi kabul etmişti ki? Arabada birden buz gibi bir hava esivermişti. Ancak yapacak bir şey yoktu. Geri dönecek değildik. Üstelik kendi kendime “Bu kadar abartılacak bir şey değil bu.” diye söylenip kendimi yatıştırmaya çalışıyordum. Milena da bu olaydan çok etkilenmemiş göründüğü için çok üzerinde durmadım.
Nihayet akşama doğru evlerine vardık. O gece yol yorgunu olduğumuz için yemek ve muhabbetten sonra yatıp uyuduk.
Ertesi gün bizi şehir gezisine çıkardılar. Güzel bir şehirdi, gezilecek görülecek güzel yerler vardı. Gün boyu gezip dolaştık. Ancak bende sanırım o arabada yaşanan meslekle ilgili olayın huzursuzluğu belki de kızgınlığı devam ediyordu hala ki İpek ile önce şaka yollu atışmalara başladım, sonra işi kapris yapmalara kadar götürdüm. Bir soğukluk oluştu sanki İpek ile aramızda. Doğal olarak İpek de kendinin artık arzulanmadığını düşündü galiba… Ortada öyle somut bir şey olmasa da bir gerginlik rüzgarı esiyordu galiba. Onur ile Milena ise tam aksi gayet iyi anlaşıyorlar, eğleniyorlardı. Bu benim daha da fazla sinirimi bozuyordu. Akşam eve geldiğimizde herkes balkona çıktı. Bir şeyler içmeye başladılar. Ben yorgun olduğum bahanesiyle salonda kanepeye uzandım. Uyuklamamıştım ama sanırım bu ilk güzel ve gerçek deneyimin muhasebesini yapıyor, kıskançlığımı, kızgınlığımı hülasa hala adlandırmadığım o duygu karmaşasını çözmeye çalışıyordum. Milena yanıma geldi, “Bak herkes balkonda, yanımıza gel artık, ayıp oluyor.” deyince daha da kızdım. Öyle ya Milena’nın yanımda olması, beni anlamaya çalışması, neyim olduğunu sorması gerekiyordu. (Sanki ben aynı anlayışı önceki deneyimlerde ona göstermiştim de…) Çıkmadım balkona, bir süre sonra içeri geldiler. Onur nazik bir şekilde “Bu akşam bir şeyler yaşamak isteriz” diye teklifini sundu. Yorgunluk bahanesiyle reddettim. Siz okuyucuların yaptıklarıma anlam veremediğinizi biliyorum. Buna ben de şimdi anlam veremiyorum. Belki mumla arasam bulamayacağım güzellikte bir çiftti ve her şey aslında çok iyi gidiyordu. Neden böyle kapris yapma gereği duydum hala bilmiyorum ve hala İpek – Onur çiftinin bütün bunlara nasıl olgunca yaklaşıp herhangi bir şekilde tavır almadıklarını hayretle ve hayranlıkla anıyorum. Doğal olarak herkes kendi odasına çekildi. Ama benim bütün bunların acısını çıkarmaya ihtiyacım vardı. Milena ile yatağımıza yattık. Ben sürekli oflayıp puflayarak, ikide bir balkona sigara içmeye çıkarak huzursuz olduğumu belli etmeye çalışıyordum ancak Milena hiç umursamıyordu. Bu da öfkemi daha da kabartıyordu.
Sonunda dayanamadı Milena “Ne oluyor Kafka?” dedi. Anlattım. Ne konuştuğumuzu net olarak hatırlamıyorum ama o kadar makul ve mantıklıydı ki kendime getirdi beni. Delicesine pişman olmuştum. Yaptıklarımın farkına varmıştım. Üstelik Milena, Onur’un, bizdeyken kendisine bu swing deneyimini gerçekten güvendiği bir çiftle kendi evinde yaşamayı çok istediğini, bunun kendisi için çok özel olduğunu ve özelikle rica ettiğini söylediğinde karşıdaki insanlara ne kadar haksızlık ettiğimi daha bir anladım. Yaşadıkları şehrin küçük olması nedeniyle mesleğini gizlemesinin de bir paranoya olduğunu ama bu konuda da haklı olduğunu fark ettim. Buna bu kadar takmamak gerektiğini, bu kadar sorunsuz geçen bir deneyimde üstelik karşımda hem oldukça güzel hem de karakter olarak çok iyi anlaştığım bir kadın varken pürüz yaratmanın ne kadar anlamsız olduğunun ayrımına vardım o gece.
O pişmanlıkla uyuduk. Ertesi gün tekrar aklı başında ama kendini suçlu hisseden bir Kafka olarak uyandım. Güzel bir kahvaltı yaptık. İpek’e tekrar kızgınlıklarını, kaprislerini, öfkesini üzerinden atmış bir Kafka olarak bakmaya başladım. İki şeyi hatırlıyorum o yok saydığım saçma sapan önceki günden sonra İpek’e dair. Birincisi dışarı çıkmadan önce askılı bir elbise giydiğini ve ortalıkta dolaşırken sırtını izlediğimi ve o sırtın bana çok seksi göründüğünü, beni müthiş tahrik ettiğini, ikincisi ise İpek’i ilk kez anne olarak görmenin bende aynı zamandan kendisine karşı inanılmaz bir saygı uyandırdığını… Hem o gün İpek’in bir yakın akrabası eve gelmiş ve bizimle tanışmıştı ki bu onların bize olan güvensizliklerine dair önyargımı yıkmıştı hem de o akşam İpek ve Onur’un iş arkadaşlarının verdiği bir ziyafete beraberce katılmıştık. Bizleri akrabaları ile, sosyal çevreleri ile tanıştırmaları tüm yelkenlerimi suya indirmeme sebep olmuştu. Güzel bir akşamdı. Hoş bir mekanda oldukça kalabalık bir ortamda yenen güzel bir içkili yemekti. Onur’un bizi kastederek kendisine yöneltilen “Bunlar da kim?” sorularına verdiği cevapları, bir açık verir miyiz tedirginliğini hala hatırlarım.
Hafif çakırkeyif eve döndük. Tüm akşam boyunca İpek’e bakmış, onu izlemiş, geceye dair bir yığın şey kurmuştum kafamda. Tam karşımda oturuyordu. Ufak tefek oyunlar da oynamıştık ayaklarımızla masa altında. Ancak zaten bende uyanmış olan İpek’i anne olarak görmenin hayranlığına bir de şehrin elit kesimi arasında onu kariyer edinmiş bir kadın olarak görmenin etkisi de eklenmişti. Bana kendini veren kadının hiç de sıradan bir kadın olmadığını bu kez somut olarak görmüştüm. Bir saygınlığı vardı, kariyeri vardı ve etrafındaki seçkin insanlara kendini kabul ettirmişti. Hangi erkek böyle kariyer sahibi bir kadına hayranlık duymaz, onunla birlikte olmak istemezdi ki. Üstelik bütün bunlara ek olarak oldukça da alımlı bir kadındı.
Tüm bu birikimlerle delicesine arzuluyordum o gece İpek’i… Eve döndüğümüzde de çok fazla uzatmadık zaten. İpekle, onların yatak odasına çekildik. Ancak bir aksilik nedeniyle alt kattaki çalışma odasına döndük. Milena ve Onur hemen karşı odadaydılar. Soyunduk… İpek’e masaj yapmaya başladığımı hatırlıyorum. Bebe yağı kullanarak onu yüzüstü yatırdığımı ve uzunca bir süre masaj yaptığımı… Gözüm kaydığında mahrem yerine, onun masajla bile ne kadar ıslandığını… Beni içine aldığını… Ara ara verdiğimiz molalarla uzun uzun seviştiğimizi. Sonra odanın bunaltıcı havasından sıkılıp balkona geçtiğimizi. Sonra o molada İpek’in benim için bir parfüm denediğini ve o parfümün beni delice azdırdığını ve mutfakta yerde seviştiğimizi. Hani bazı şeyler o kadar güzeldir, o kadar zevk verir ki sana o an bir resim gibi tüm ayrıntıları ile hep gözünün önüne gelir. İpek’in mutfak tezgahına oturduğunu, bir ayağını sandalyeye dayadığını ve ben o şekilde içinde gidip gelirken o gidip gelme manzarasını izlediğimi ve bunun beni delirttiğini hiç unutmuyorum. Bir yandan da –nedense- Onur’un mutfağa gelmesinden, bizi o şekilde görmesinden çekiniyordum.
Ancak o gece bile aklımın bir yarısı hep Milena ve Onur’daydı. Şimdi düşünüyorum da bence her şey aynı ortamda yaşanmalıydı. En azından son gecede…
Açıkçası onların evindeyken bir ikinci deneyim yaşandı mı, hatırladıklarım iki gecenin birleşmesi mi yoksa hepsi tek gecede mi oldu hatırlamıyorum. Ancak şu daha önce anlattığım benim bozulmama, kızmama, kapris yapmama sebep olan bir olay daha oldu onların evinde yaşananlar boyunca. Bir sabah İpek bana bir şey söylemek istediğini fısıldayarak beni balkona çağırdı. “Onur” dedi “Bir ertesi gün hapı almış. Milena ile sevişirken –Milena korunmuyordu- kondom kullanmak istemiyormuş. Ne dersin?” Açıkçası müthiş bozulmuştum. Evet İpek korunduğu için benim böyle bir sorunum yoktu ama benim swing anlayışımda inanılmaz cinsel hazlar almak amaç değildir. Başka bir bedenle birlikte olmanın tadı yaşanacak cinsel hazdan daha önemlidir. Onur’un böyle bir şeyi istemesi, hem de riskli bir şeyi istemesi beni çok kızdırmıştı. Ama dediğim gibi bu olayın hangi gecenin sabahında yaşandığını, önceki kızgınlıklarıma eklenip eklenmediğini hatırlamıyorum.
Bütün benim kaprislerime, aksayan yönlerine rağmen inanılmaz güzel bir deneyimdi. İpek ve Onur ile daha sonraki konuşmalarımızda kaprislerimin sebebi sorulduğunda ben hep “O benim gerçek anlamdaki ilk deneyimim ve ilk swing tecrübemdi.” dedim onlara. Evet öyleydi. Mağduru olmayan ama çatışmaları olan ancak buna rağmen zaman zaman değişen bir tarafla özveri gösterilen ve bu sayede sorunsuz atlatılan, kimsenin memnuniyetsiz ayrılmadığı bir deneyimdi. Üstelik benim kafamda bir başka kadınla sevişmeye dair en özel anların olduğu bu gün tekrarını yaşamak isteyeceğim bir deneyimdi.
Evet, bu deneyim sonrası İpek Onur ile görüştük yine. Zaman zaman Onur’un yolu düştükçe uğrar hala… En son birkaç ay öncesinde şehrimize uğradığında bizi bu kez dışarıda ağırlayıp güzel bir ziyafet verdi bize… Hala güzel anılarla andığımız dostlarımız olarak varlar hayatımızda… Ama son söz olarak diyorum ki iyi ki varlar, iyi ki onca şeyi yaşamışız ve iyi ki bana sabretmişler, ben de iyi ki o kırgınlıklarımı, kızgınlıklarımı çok büyütmemişim…
Bir sonraki deneyimin hikayesinde görüşmek üzereBunca kötü deneyimden sonra siz sevgili okurlarımız da belki üzülmüşsünüz, “Yahu, bu insanların talihi hiç dönmeyecek mi?” demişsinizdir. Açıkçası biz de öyle düşünmeye başlamıştık. “Talihimiz dönmeyecek, istediğimiz gibi bir deneyim yaşayamayacağız.” diyorduk. Milena artık msn’de bu tarz sohbetlere katılmıyor, ben de msn muhabbetlerinden uzak duruyor, yeni insanlar tanıma konusunda çok hevessiz davranıyor, tanıdığım yeni insanlara karşı çok da katı duruyordum. Ama bir çift vardı ki farklıydı. Uzun zamandır konuşuyorduk. Karşılıklı olarak cam açmamış, çift olduğumuzu kanıtlamamıştık birbirimize. Karşı hanım yeni başlayan bir swing çift olduklarını, henüz deneyim yaşamadıklarını ama hevesli olduklarını ifade ediyordu, bense deneyim yaşamış bıkkın bir çiftin erkeği olduğumu söylüyordum ona… İpek diyeceğim bundan sonra karşı çiftin kadınına, erkeğine de Onur… İpek ile hiçbir beklenti duymaksızın bir dostluk gelişmeye başlamıştı aramızda… Dedim ya az önce, hiçbir beklentimiz yoktu karşılıklı olarak. Çünkü Onur iş gereği çok katılmıyordu bize, Milena ise zaten pes etmişti. Doğal olarak İpek ile aramızda bir swing dışı bir güzel dostluk gelişti. Sizlerle daha önce paylaştığım hikayelerin ayrıntılarını anlatıyordum ona, o da bizim hikayelerimizi dinlemekten mutlu oluyor, esprilerle, gülüşmelerle dolu geceler geçiriyorduk. Artık “Kanki” demeye başlamıştık birbirimize….Absolud Votka ve Redbull ikilisiyle de İpek sayesinde tanışmıştım… Bazı geceler votkalarımızı alıyor, kafamızı bulanıklaştırıp hayata dair her şeyden konuşuyorduk, ben swing deneyimlerimize dair (kimseyi deşifre etmeden) dedikodularımızı anlatıyordum… Çok güzel geçiyordu zamanlarımız birlikteyken. Ancak eşlerle tanışma fırsatımız olmamıştı.
Bir gece nasıl becerdiysek birlikte tanışmak için bir araya geldik. Cam açtık. (Bu arada kendileriyle halen görüşürüz ve o ilk cam açtığımız geceyi hala kahkahalarla anarız.) Bir de ne görelim. Karşımızda lacivert saçlı güneş gözlüklü bir kadın ile kasketli, yüzü gözü belli dahi olmayan bir erkek. Tuhaf bir manzaraydı. Milena zaten hemen “Bunlar ne yahu.” deyip tepkisini verdi. Çok fazla uzatmadan kapadık kamerayı. Milena’nın tepkisi katıydı: “Ben bu insanlarla asla görüşmem.” Ancak benim İpek ile hoş bir sohbetim vardı. Silmedim listemden onları.. Zaman ilerledi bir kez daha kamerada görüştük. Bu kez yüzleri gözleri belli oluyordu. Ama Milena adamı görür görmez (Sevgili Onur, okuyorsan bu satırları Milena için ne kadar özel bir insan olduğun hep aklında olsun. Son kez şehrimize gelip de bize verdiğin ziyafet çok çok güzeldi.) “Bu adamla asla.” dedi. Açıkçası ben de İpek ile kanki düzeyinde olduğum ve onunla ilgili dostluğun ötesinde bir beklentim olmadığı için önemsemedim bu tavrını Milena’nın. Milena da zaten “İstediğin kadar sohbet et, her şeyi paylaş, ama bu insanlarla olmaz.” dediği için ben de “Kanki”me hiç swing anlamında birlikte olacağım bir kadın gözüyle bakmadım. Bunu da kendisine açıkladım. İpek de çok olgun bir yaklaşımla “Zaten böyle bir beklenti içinde değiliz, sohbetimiz çok güzel, iki dost olarak devam edelim.” diyerek benimle aynı doğrultuda fikir beyan edince swing beklentisiz dostluğumuz uzunca bir süre devam etti sohbetlerimiz. Bu süreç içinde işte daha önce anlattığım deneyimler yaşandı, bunların hikayeleri tıpkı size anlatıldığı gibi İpek’e anlatıldı, gülündü, eğlenildi, hoş sohbetler edildi….
Ama bir gün geldi ki bu sevgili çiftin bizim şehrimizi ziyaret edesi tuttu. Geldiler… Sütten ağzımız yandığı için arkadaşları dışarıda ağırladık. Güzel mekanlarda yemekler yenildi, kahveler içildi, sonra şehirlerine uğurlandılar.
Akşam eve geldik. Milena: “ Ben bu adamı istiyorum.” demez mi? Yahu hani olmayacaktı, hani “Bu insanlarla asla idi.” Ama nafile. Milena “Evet, olacaksa bu insanlarla olacak.” diyordu. Ha evet İpek’i beğenmiştim (Hiç unutmam ağaçların gölgesinde güzel bir mekandaydık çay içmek için. İpek askılı bir tişört giymişti. Oldukça dolgun göğüsleri o kadar diri duruyor, o kadar tahrik edici bir manzara arz ediyordu ki… Eminim göğüslerine yönelik bakışlarımı defalarca yakalamıştır İpek.) ama hani o “Kanki” muhabbetinden sonra bir swing partner olarak kabul etmek zor olacaktı onu.
Bu arada karşı çift gerçekten çok elit, çok medeni ve fizik olarak da albenili çiftti. Ancak bir kere benim kafamda swing yaşayacağımız bir çift olma özelliklerini kaybetmişlerdi Milena’nın önceki tavrı yüzünden. Ancak Milena’nın bu son tavrından sonra yapacak bir şey yoktu. msn muhabbetleri edildi. Swing olasılığı arttırıldı ve yaz başında bize gelindi…
Ancak –Ben lafı uzatırım okuyucular, uzatacağım da çünkü her ne kadar sizin okuduğunuz bir maceraysa anlattıklarım aynı zamanda benim de bir maziye dönüş hikayemdir bu anlattıklarım- geliş macerası bir hayli heyecanlıydı…
Onur iş gereği Ankara’dan geliyordu. İpek, kendi memleketinden arabayla gelecekti. Onur’u otobüs durağında ben karşıladım. Valizlerini oradaki yazıhaneye bıraktık. Sonra İpek’i beklerken turlamaya başladık oradaki bir yürüyüş yolunda. Hala daha çarşıya giderken önünden geçtiğim bir parkurdur orası ve orada Onur ile o gecenin devamında bir şeylerin yaşanacağını bile bile yürürken neler konuştuğumuzu, neler hissettiğimi bu gün gibi hatırlarım. İlginç bir deneyimdi. Gecenin sonunda sevişeceğimi bildiğim bir kadını kocasıyla beraber beklerken o kadının kocasıyla muhabbet ederek beklemek o kadını… Ancak sevgili Onur’a buradan yazayım, o akşam o kadını beklerken o ıssız yolda turlarken ettiğimiz sohbetti benim asıl Milena’ya Onur’u layık görmeme sebep. Bir de devamı var tabi. Sonunda İpek arabasıyla geldi. Arabadan indi, Onur’un İpek’e aşkla sarılması, kucağında İpek’İ ayaklarını yerden keserek dört döndürmesi vardı ki ben Onur ile İpek’in aşkına o zaman inanmıştım… Bindik arabaya eve geldik…
Evet heyecanlıydım. Onca zaman “Kanki” gördüğüm kadınla birlikte olacaktım. Hazır değildim belki bu fikre ama her şeyden önce Milena’nın gerçekten istediği bir deneyim yaşanacaktı…
Lafı çok uzatıyorum belki ama bazı şeyler karşı çiftle birlikte olmak adına çok belirgindir. Hani önceki hikayelerde geldikleri yöreye ait bir hediye paketi hazırlayıp getirme nezaketini gösteren çiftten bahsetmiştim ya. Bu da benzer bir olay aslında. Absolud votka almaya gittik Onur ile. Votkayı aldık geldik. Eve gelince açtık votkayı bir baktık ki emniyet kilidi yok votkanın. Onur, asla içirtmem bunu size dedi –o zamanlar sahte içki mevzuu medyada sık yer alıyordu-. Kalktık gittik tekrar tekel bayiine. Onur votkayı değiştirmek istediğini söyledi. Bayi sahibi doğal olarak karşı çıktı buna, açılmış bir şişeyi değişmeyeceğine dair. Ciddi bir tartışma çıktı. Ama mevzu Onur’un orada hiçbir şeyden korkmaz, gayet cesur tavrı idi. Bu tavrı ile beni Milena’ya layık bir adam olduğuna ikna etti. Her ne kadar olay büyüyecek diye korktuysam da Onur bayiyi kararlı tavrı ve karizması ile ikna edip yeni bir şişe almayı becerdi. Eve döndük. Votkalarımızı içtik. Ayrı odalarda birlikte olduk. Çok güzeldi her şey. Sorun yoktu her şeyden önce. İki gece ard arda yaşandı ayrı odalarda. Bernim için de Milena için de her şey çok güzeldi. Her şeyden önce İpek inanılmaz hanımefendi, özverili, anlayışlı bir kadındı. Sevişmelerimizde de öyleydi. Hiç unutmuyorum o özel anlarda durup: “Senin için yapmamı istediğin bir şey var mı?” diye sormuştu. Müthiş bir şeydi bu benim için. Swing anlamında birlikte olduğun bir kadın sana kendini vermenin ötesinde senin için bir şeyler yapmak istediğini ifade ediyor. Ne denir ki? Her şey çok güzeldi. Aklımda kalan bir diğer mevzu da Milena’nın gecenin sabahında “Biz resmen uçtuk.” demesiydi. Sabaha kadar sevişmişler Milena ile Onur… Milena için çok güzel bir gelişmeydi bu. Yaşadığı bir şeyden zevk alması ve bunu ifade etmesi. Gerçi Milena’nın bu söylediği beni kıskandırmıştı… Ama bu hoş bir kıskançlıktı.
Güzel zamanlardı. Sonra İpek ve Onur’un evlerine dönme günü geldi… Sabah kahvaltıda “Biz de sizi evimizde ağırlamak isteriz, hadi bizimle gelin.” dedi Onur.
Ben kendi evimin ortamı dışındaki ortamlarda rahat edemeyen bir insanım. Evet, dedim ama o “Evet” diyesiye kadar çok şey geçti içimden. Nihayetinde kalkıp çocuğumuzu da yanımıza alarak Onur-İpek çiftinin evine doğru yola çıktık…
İlk güzel deneyimimizdi bu bizim. Her şeyden önce karşımızdaki insanlar çok elit, kariyer sahibi, özverili ve dürüst bir çiftti. Yaşananlar da çok güzeldi. Aslını ararsanız bu Milena için de benim için de ilk deneyimdi. Çünkü biz aslında swing deneyimini gerçek anlamda ilk kez onlarla yaşamıştık. Ama açıkçası Onur - İpek çiftinin evlerinde geçirdiğimiz zamanlar benim hafızamda çok daha güçlü yer tutmuştur. Bir nevi kendi sınavımı da o deneyimde vermişimdir.Öyle anlar oldu ki onların evlerinde, bu gün hala daha özler ve tekrar olsun isterim. Üstelik benim pürüz çıkardığım zamanlar olmasına rağmen benim gereksiz ve agresif davranışlarımı bile sineye çekip her şeyin çok güzel olmasını sağlayama olgunluğunu gösterdiler. Sevgili İpek - Onur’a yaşattıkları için kendi adıma ben hala daha şükran borçluyum…
Gelecek yazıda eğer bu yazdıklarımızı okuyup yayınlanmasına itiraz etmezlerse İpek-Onur çifinin evinde yaşananlarla tekrar görüşürüz…
facebook hesabımızdaki arkadaşlar ve gelen mesajlar üzerine yazmaya devam…
Önce bir açıklama: Gelen eleştirilerin çoğu yaşadıklarımızı çok kapalı bir biçimde anlattığımıza, daha heyecan verici ayrıntılara değinmemizde dair oldu. Ama bizim amacımız burada erotik hikâyeler paylaşmak değil. Kaldı ki birlikte olduğumuz çiftleri deşifre edebilecek ayrıntılara yer vermemiz de doğru olmaz. Sevgili Neo ise “Dün dünde kaldı, yeni maceralar ve yeni hikâyeler gerekli.” demiş bir mesajında. Bu nedenle sanırım önce yazma amacımızı belirtim. Galiba bu anlamda kendimizi daha iyi ifade etmemiz gerekiyor.
Swing olayına başlayan insanlar genellikle ilk deneyim öncesi çok heyecanlı, hatta –bizim gibi- biraz fazla sabırsız olurlar. Hele hele ,yine bizim gibi, öncesinde çok iyi öğrenmemişlerse bu işin nasıl gerçekleştiğini, karşılarına çıkan ilk çiftin suyuna kapılıp gidebilirler. Swinge başladığımızda bizim de çizgimiz belli değildi. Kurallarımız yoktu. Nasıl olacağını, nasıl gelişeceğini hep karşımıza çıkan insanların inisiyatifine bıraktık. Zaman içinde, yaşadığımız deneyimler yavaş yavaş çizgimizi belirginleştirdi, ne istediğimizi, ne istemediğimizi öğrenmeye başladık. Bu nedenle istiyoruz ki yaşadıklarımız henüz çizgisi belli olmayan çiftler için bir nebze kılavuz olsun. Haddimiz değil elbette öğüt vermek. Öyle bir niyetimiz de yok zaten. Ama işte büyüklerimiz derler ya “Bize anlatan yoktu.” Anlatan olmak istiyoruz biz. Ayrıca kendi adımıza bir hesaplaşma yapmak bu aynı zamanda. “Neler yaşadık, nerelerde yanlış yaptık, neyi doğru yaptık.” gözden geçirmesi. Daha erotik şeyler yazma mevzuuna gelince, bu çok kolay. Ancak gerekli değil. Nette erotik hikâyelerin anlatıldığı o kadar çok site var ki…
Şimdi gelelim swing hikâyemizin devamına.
Malum ilk deneyim o kadar sarsmıştı ki beni. Elbette Milena’yı da… Ama olayın şokunu atlattıktan sonra Milena ben ne kadar bırakalım desem de devam etmeyi istediğini belirtti. Şu swinge başladığımız gece tanıştığımız doğudaki çiftle de dostluğumuz devam ediyordu. Ama hani, bir şeyi yanlış yapınca doğrusunu ararsınız ya. Biz hala arayış içindeydik. Onların batı tarafına gelişlerine de hala çok zaman vardı. Üstelik iyice yıpratmaya başlamıştık birbirimizi. Sitedeki arayışlarımıza devam ettik. Bir akşam bir çiftin bayanı ile msn sohbetimiz oldu. Sohbetimiz cinsellikten çok uzak, şiire, edebiyata, hayata, güzelliklere dair çok doyurucu, zevkli bir sohbetti. Ancak karşıdaki çift evli değildi. Sevgililerdi ve erkek ile de bir hayli yaş farkı vardı aralarında. Sevgili bir çift hiç aklımızın ucundan geçmiyordu. Ama bu anlamda bir kuralımız da yoktu. Milena da tanıştı çiftle. Erkekle uzun uzun sohbetleri oldu. İyi insanlardı. Adam epey bir kariyer yapmış kırklı yaşlarda bir işletmeciydi. Yaşına göre oldukça yakışıklı ve düzgün fiziğe sahipti. Kız da öyle. amatorturk’un popüler çiftlerinden biriydiler. Bir ay kadar bir dostluğumuz oldu nette… Sonra bir gece çıkageldiler. Hani bazı detaylar insanın çok hoşuna gider ya. Gelirken yaşadıkları yöreye ait geleneksel yiyecek, içecek ve hediyelik eşyalardan bir hediye sepeti hazırlamışlardı. Çok hoş bir tavırdı bu. Nezaketleri çok hoşumuza gitti. Masaya oturduk. Karşıdaki erkek daha cüretkârdı. Olayı sürükleyen o oldu. Milena da içeri geçip üzerine seksi kıyafetler giyerek isteğini belli edince bana söz hakkı düşmezdi tabi. Kaldı ki ben dekızı çok beğenmiştim. Eşleri değiştirerek halının üzerine uzandık. Birbirimize kur yaparak, ufak dokunuşlarla içkilerimizi yudumlamaya başladık. Milena odayı mum ışıkları ile donatmıştı. Oldukça romantik ve hoş bir ortamdı. Sonra herkes yavaş yavaş alevlendi. Kız gerçekten çok tatlıydı. Çok sevimliydi. Birbirimizi öpmeye başladık. Bu arada bir ayrıntıya değinmem lazım sanırım. Gerek bir önceki deneyimde yaşadığım o “oldu bittiye geldi” durumunu bir daha yaşamamak için, gerekse zaten tarzım öyle olduğu için ben oldukça yavaş davranıyordum. Öpüşlerimle, dokunuşlarımla istiyordum ki karşımdaki hanımın her noktasını yavaş yavaş keşfedeyim ve tadını çıkarayım. Kız da uyum sağlamıştı buna. Çok yavaş davranıyorduk. Öyle olmadığı halde, üstüne basa basa söylüyorum, öyle olmadığı halde birbirine aşık bir çiftin yatak oyunu gibi konuşarak, keşfederek yavaş yavaş sevişiyorduk. Kıyafetini çıkarırken yavaş davranıyor, teninin açılan her yeni parçasını öpüyor, kokluyor ve keşfediyordum. İkimiz de müthiş zevk alıyorduk. Bundan hoşlandığını partnerim göstermese yapmazdım zaten bunu. Ama Milena ile adam bir hayli ilerlemişlerdi. Biz henüz yeni soyunmuştuk ve ben kıza oral sex yapmaya başlamıştım ki adam “Bir araya gelelim, sevgilim bisexüeldir, Milena ile sevgilimin sevişmesini izleyelim.” dedi. Milena bisexüel değildi ama açıkçası bu fikir beni de tahrik etmişti. Tamam dedim. Yanımıza geldiler. Kız Milena’yı öpmeye sonra oral sex yapmaya başladı. Ben masada oturmuş onları izliyordum. Milena adama oral sex yaparken, kız da Milena’ya oral sex yapıyordu. Müthiş bir manzaraydı ve halimden çok memnundum. Sonra Milena “Bu kadar yeter” dedi. Hoşlanmamıştı bisexüel ilişkiden. Kalktı. “Siz devam edin, ben sizi izleyeyim.” deyip masaya oturdu. Ben Milena’nın içinde olmadığım bir birlikteliği istemiyordum ama Milena’nın ve karşı çiftin ısrarıyla üçlü olarak devam etmek zorunda kaldım. Bu kez ben kıza oral sex yaparken, kız da sevgilisine oral sex yapmaya başladı. Sonra sanırım benim de isteksizliğimden olsa gerek, ben çekildim, adam sevgilisiyle sevişmeye başladı. Biz Milena ile masada oturup onları izledik. Kız ile doğru dürüst sevişmemiştik bile. Gece öyle bitti.
Odamıza çekildiğimizde aslında kimse memnuniyetsiz değildi. Her ne kadar ben yarım yamalak bir şeyler yaşadıysam, Milena hiç de aklında olmayan bir tecrübe yaşadıysa da yaşananlar güzeldi. Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra misafirlerimize şehri gezdirme kararı aldık. Çıktık, dışarıda bir şeyler yiyip içtik, dolaştık. Ama bir yerden sonra ben artık mideme yumruk yemiş gibi bir ağrı duymaya başladım. Çünkü adam sabah uyandığımız andan itibaren gittiğimiz, dolaştığımız her yerde, her fırsatta Milena’ya kur yapıyor, sıkıştırıyor, dokunuyordu. Oysa ben gece yaşananların yaşandığı yerde kalması gerektiğini, sosyal ortamda iki dost olmak gerektiğini düşünüyordum. Müdahale etmek istiyordum ama Milena ses çıkarmadığı için, o halinden şikayetçi değil diye düşünüyor sesimi çıkarmıyordum. (Oysa ki sonradan -öğrendim tabi- Milena da rahatsız olduğu halde benim bundan hoşlandığımı düşündüğü için ses çıkarmıyormuş.) Ancak inanılmaz bir sıkıntı çökmüştü üzerime. Oldukça gerilmiştim. Akşam eve döndüğümüzde kafamda “Bu gece bir şey olmayacak.” diyordum. Bunu Milena’ya da söyledim. “Tamam.” dedi. Masaya geçip yemeklerimizi yedik, içkimizi içtik. Sonra Milena içeriye geçip oldukça sexi takımlarından birini giyerek içeriye girdi. Şaşırmıştım, bir şey yaşanmayacağını düşünüyordum. Ama sanırım alkolün de etkisiyle ve bir önceki gece karşı hanımla yaşadığımız tadı damağımda kalan sevişmeyi tamamlamak için ses etmedim. Yine halıya uzandık ve bir önceki gece gibi yine dokunuşlar başladı. Ben yine ağır ağır davranıyor, tadını çıkarmaya çalışıyordum yeni bir bedenin. O kadar güzel bir şeydi ki gerçekten kendine yakın hissettiğin, seni isteyen farklı bir bedenle sevişmek. Bu gece kız daha aktifti. Sanırım işin bana kalması durumunda sonuna ermeyeceğini anlamıştı. Beni koltuğa iteleyerek önce oral sex yaptı, sonra beni içine aldı. Hala iliklerimde hissederim. Çünkü bu kez ne yaşandığını kesinlikle bileceğim ve her anın tadını çıkaracağım demiştim önceki deneyimden dolayı. Ve her anını hatırlıyorum. O kadar güzeldi ki… Ve bir önceki gece olduğu gibi bedensel bir sex değildi sadece. Yakınlaşmıştık birbirimize, birbirimiz gerçekten arzuluyorduk ve iki sevgili gibi sevişiyorduk. Milena ile adam ise yolu epey bir kat etmiştiler. Adam Milena’nın sırtına boşaldıktan sonra ben kalkıp ıslak mendil çıkardım onlara. Sonra adam ve Milena koltukta birbirlerine sarılarak bizi izlemeye başladılar. Biz kaldığımız yerden devam ediyorduk. Bir ara adam “Haydi birlikte yapalım.” dedi. Dönüp geriye bakıyorum da benim hatam adamın grup sex isteğine –tabi Milena’nın da- cevap veremememiz idi. Adamın hatası ise biz hiç fırsat tanımamasıydı. Biraz bize fırsat tanısaydı, kız ile o güzel deneyimimizi bir doyasıya yaşayabilseydik, devamında her şey olacaktı. Ama bir önceki gece de yarım kalmıştı kızla birlikteliğimiz, bu gece de yarım kalacak gibiydi. Ben de adama “Biz böyle iyiyiz.” dedim. Gecenin ve her şeyin kopma noktası orada oldu işte. Adam “Tamam o zaman, ben gidip yatıyorum. Siz devam edin.” deyip odadan çıktı. Hepimiz şok olmuştuk. Devam etmek mümkün mü? Kalktık. Giyindik. Benim yine hevesim kursağımda kalmıştı. Yataklarını hazırladık. Biz Milena ile odamıza çekildiğimizde adamın kızı nasıl azarladığını duyuyorduk. “Madem genç bir adamdan o kadar hoşlanıyorsun, beni bırakır o genç adamın sevgilisi olursun.” dediğini duyduğumuzda aslında işin renginin ne olduğunu anlamıştık biraz. Gece boyunca tartıştıklarını duyduk. Sabah uyandığımızda hiçbir şey olmamış gibi kahvaltımızı yaptık, yolcu ettik onları. Kötü bir deneyim değildi aslında bizim için. Milena da ben de memnunduk aslında… Beraber çocuğumuzu da alıp baharın yeni yeni yeşerttiği doğada bir yürüyüş yaptık. Sabahtan beri telefonla arıyorduk onları, vardılar mı yerlerine diye… Ama telefon hep kapalıydı… O gün onlara ulaşamadık. Ertesi gün bir mail geldi… Özeti şuydu… “Kafka ve sevgilim birbirleri ile çok yakındılar. Sevgili gibiydiler… Swingde böyle bir şey olmaz…” Zehir zemberek bir mail attım karşılığında… Özetle “Biz sadece birlikte olduğumuz insanlarla yaşadığımız şeyin tadını çıkarmaya çalıştık. Milena istemediği halde sırf hatır için bisex ilişkiye girdi. Kafka ve hanım da hallerinden gayet memnun istediklerini yaşamak istiyorlardı. Müdahale edilmese, biraz zaman tanınsa her şey yaşanacaktı…” gibisinden… Ama tabi o saatten sonra kimsenin kimseyi anlaması mümkün değildi…
Hülasa ikinci deneyimimde de orgazm olamamıştım :D
Okudunuz… Karar size ait. Kim hatalıydı, kim değildi… Ama dönüp geriye baktığımda şu anlamda hatamı kabul ediyorum. Aynı ortamda birliktelik yaşayacaksanız, sanırım sadece kendinizi düşünmemeniz gerekiyor. Ancak şu konuda da hala kızgınım. Swingde kendi zevkiniz kadar eşinizin zevkini ve mutluluğunu düşünmeniz gerekir. Eğer eşiniz halinden şikayetçi değilse ve mutluysa, o mutluluğu sonuna kadar yaşamasına müsaade etmeniz gerekiyor. Ben Milena ve adamın birlikteliğine hiç müdahale etmedim. Bıraktım istediklerini yapsınlar. Sadece biraz zaman vermesini istedim adamdan, yaşadığım anın tadını çıkarabileyim diye. Sanırım adam aralarındaki yaş farkından dolayı sevgilisini kıskandı. Yaşadığımız şeyleri, sevişmemizi farklı algıladı…
Kısacası sevgili dostlar, ikinci deneyimimiz de çok fazla kırılıp üzülmesek de bir hüsrandı… Ama üçüncü deneyim bambaşka… Hani hiç ummadığın, itibar etmediğin insanlar bir bakarsın ki aslında ne kadar özel, ne kadar güzeldirler… Bu öyle oldu…
Bir sonraki swing hikayemizde görüşmek üzere…
(Bu yazdıklarım tüm sevgili çifler için bir genel geçer kural niteliğinde değildir ve sevgili çiftlerle birlikte olmak sakıncalıdır yargısı içermemektedir.)
Kafka ve misafirlerimiz geldiğinde önce –kadınlar kadınlara bakar ya hani- kadına bakmıştım. Müthiş bir fiziği vardı. Daha ilk andan kıskandım kadını. Sonra gözüm erkeğe kaydı. Zayıf, çelimsiz bir adamdı. Yüzü sevimliydi, sıcakkanlı, mütevazı bir erkekti. Ama ilk anda kafamda “Bu adamla olmaz.” dedim. Haftanın ve haftanın son gününün yorgunluğunun üstüne bir de masa donatmıştım. Gerçi Kafka evi derleyip toparlamıştı ama dehşet yorgundum. Aklımda bir şey yaşamak yoktu o an. Gerçi evet heyecanlıydık. Son dönemde çok fazla konsantre olmuştuk bir deneyim yaşamak için. Ancak çok hazırlıksız yakalanmıştık. Yani öncesinde bir hazırlık olmamıştı, kendimizi böyle bir deneyim için hazırlamamıştık. Aniden gelişmişti her şey. Üstüne bir de her ne kadar sevimli, alçakgönüllü bir adam olsa da beni aman aman tahrik etmeyen, kışkırtmayan bir adamla karşılaşmıştım. Üstüne üstlük çok da alımlı bir eşi vardı. Kısacası pek bir şey yaşanır niyetinde olmadım onları ilk gördüğümde.
Her şey masada, yemekte değişti. Ben hala bir elektrik alamamıştım ama kadın ile Kafka arasındaki elektrik tüm masaya yansımıştı. Kadın Kafka’ya cilve yapıyor, göz süzüyordu. Kafka da etkilenmişti belli ki. Eee minyon yapılı bir Milena’dan sonra böyle alımlı bir kadınla karşılaşan Kafka’ya hak vermemek elde değildi. İçimden, “Ne olacaksa olsun. En azından Kafka böyle bir fırsatı kaçırmamış olur. Ben de idare ederim. Ne kadar kötü olabilir ki? Belki adam yatakta çok iyidir.” diye geçirdiğimi hatırlıyorum. Hem ne olursa olsun farklı bir erkek fikri hiç de fena gelmiyordu.
Yemeği nasıl yedik bilmiyorum. Acemiliğimiz her halimizden okunuyordu. Teklif karşı çiftin hanımından geldi. “Eğer sizce de bir mahsuru yoksa sizi istiyoruz. İsterseniz biraz yalnız bırakalım sizi, kendi aranızda konuşun.” dedi. Kafka ile göz göze geldik. Kadını arzuladığı her halinden okunuyordu. Gözlerindeki “Hadi evet de.” ifadesini okudum o an. Kadınlara has, sanırım biraz da anaç bir özveriyle çok da istemediğim halde “Gerek yok, yaşayalım, görelim.” dedim. Kadın “O zaman ben bir duş alayım.” deyip masadan kalktı. Kafka, banyoyu gösterdi kendisine. Erkek ile baş başa kalmıştık. Sanki anlamıştı benim isteksizliğimi. “Sen gerçekten istiyor musun?” diye sordu. “Evet” dedim “Neden istemeyeyim.” Adam “Ama benim eşim benim yanımda olmak istemez. Açıkçası ben de seninle baş başa kalmak isterim. Olur mu?” diye sordu. Kafka’nın yazdıkları ile ortak olduğumuz noktalardan biri bu. Sanırım basiretimiz bağlanmış o gece ikimizin de. “Farketmez.” deyiverdim. Kafka ve partnerinin aşk yuvalarını birlikte hazırladık Kafka ile. Sonra onları bırakıp yatak odasına geçtik. Uzandık. Adam beni öpmeye başladı. Evet kesinlikle çok nazikti, çok anlayışlıydı ve güzel öpüyordu. Tahrik olmaya başlamıştım. Ama deşifre etmemek adına söyleyemeyeceğim bir iş kazası sonrası oluşan arızası birden şefkat ve acıma hissi uyandırdı bende adama karşı. Tüm konsantrasyonum kaybolmuştu. “Üzgünüm dedim, yapamayacağım.” Çok anlayışlıydı. “Tamam” dedi, “Sorun yok.” Sonra uzanıp sohbete başladık. Ne kadar sürdü, ne konuştuk hatırlamıyorum ayrıntılarıyla. Ama güzeldi. Dertleştik sanırım. Ve o an geldi. Salondan kadının orgazm çığlıklarının yankılandığı o an. Adam duraksadı, dinledi. Mahzunlaştı. Sonra “Ben çok tahrik oldum.” dedi. Kıyamadım işte. “Tamam, hadi yapalım.” dedim. Soyundu. Aleti o kadar küçüktü ki. Kondom bol geldi. Kondomun aletinden sıyrılıp içimde kalmasından, hamile kalmaktan korktum. İçime girer girmez boşaldı. Kendimi çok kötü hissettim. Bilmiyorum. Kadının salondan gelen çığlıklarını düşününce haksızlığa uğradığımı düşündüm. Kullanıldığımı düşündüm. Kafka müthiş bir gece geçirirken ve partnerini çığlık çığlığa boşaltırken yaşadığım bu hüsranın bana karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu düşündüm. Hırslandım. Adam çok mahçup olmuştu zaten ama umursamadım. “Hadi yala beni.” dedim. Kendimi zorlayarak orgazm oldum o beni yalarken. Sonra ikinci orgazm çığlıkları geldi salondan. Bir kez daha istedim ve bir kez daha Kafka’nın kadını nasıl becerdiğini düşleyerek orgazm oldum. Ancak mutsuzdum, istemediğim şeyleri yapmıştım. Hani insan rezilleşmek, istemediği, yapmaya zorlandığı şeyleri yaptığında daha da adileşmek ister ya. Öyle bir şeydi. Olabilecek her şeyi yapmak istiyordum. İstemeden ama inadına…
Sonra adam uyudu. Sabah oluyordu. Tüm yorgunluğuma rağmen gözüme uyku girmemişti. Çocuğumuz odasında uyuyordu. Erken uyanan bir çocuktu. Kalktım. Beni en çok sarsan şey bu oldu. Salona gittim. Kapı kapalıydı. İçeride yanında bir kadınla kocam vardı ve ben kapının dışındaydım. Kapıyı çaldım. Kocamı bir kadının kucağına bile bile atmıştım ve kapının dışında mutsuz bir Milena olarak kalmıştım. Kapıyı Kafka açtı. Durumu anlattım. Kadını uyandırdı. Yatak odasına aldık onu. Kafka lavaboya gitti. Ben tüm gecenin o yoğun duygu birikimini ağlayarak atabilirdim. Çalışma odasına girdim, ağlamaya başladım.
Sonrası… Kafka kahvaltıdan sonra misafirlerimizi yolcu etti. Eve döndü. Suçlu gibiydi. “Hayır” dedim. Kimse suçlu değil. Kafka bu olaydan sonra bu işi bitirmeyi de teklif etti. Yine “hayır” dedim. Olası bir şeydi. Bu gün düşünüyorum, pişman mıyım? “Hayır” değilim. Şimdi olsa yapar mıydım? Yapmazdım. Ama yaptığım için de pişman değilim.
Benimkisi sanırım biraz hikayeyi anlatmaktan ziyade kendimle hesaplaşmak gibi oldu. Ama düşünüyorum da bu deneyim bana o kadar çok şey kattı ki. Şüphesiz Kafka’ya da. Sonrasında, bilmem Kafka anlatır mı ama taa Tekirdağ’a kadar büyük umutlarla gidip erkeği de kadını da çok beğenmemize rağmen sohbetlerinde bir iki ufak ayrıntıya takıldığımız için –ki o ufak ayrıntılar yaşananların güzel geçmesi için çok önemlidir bizce- bir şey yaşamadan geri dönmüşlüğümüz bu deneyim sayesindedir. Evimize gelen ve yine beğendiğimiz bir çiftin erkeğinin ekmeği bölerken gösterdiği tavra takıldık mesela sonrasında… Artık öğrendik. Burnu büyük insanlar değiliz ama tarza, elit oluşa, örneğin yere çöp atmama duyarlılığını göstermeye çok önem vermemiz gerektiğini biliyoruz. Bunun yaşayacağımız deneyimlere yansıyacağını da biliyoruz. Artık kendimiz gibi insanları aramanın, bulamazsak sabırsız davranmamanın gerektiğini, sabretmezsek üzüleceğimizi öğrendik.
Kafka mutlaka anlatacaktır. Biz deneyimler konusunda çoğunlukla bahtsız olduk. Ama öğrendik. Artık, belki çok geç kaldık ama, akıllı, mantıklı bir çiftiz… Şu bazı profillerde yazıldığı şekilde de “Sekste sınır tanımayız, her şeyi yaparız.” diyen çiftleri de anlamakta zorlanıyoruz.
Son söz “Her işin bir adabı vardır. Swingin de… Okuyanlara: Biz sınırsız değiliz, eğlenmeyi biliriz ama ölçülü olmanın da değerine inanırız. ”
Sevgilerimle…
Milena
İlk galerimiz için çekim yapıp siteye yükledikten sonra hemen siberpartner’e girdik. Deli gibi heyecanlıydım. Artık Milena yanımdaydı. Artık birileriyle tanışıp o hayalini kurduğum sahneleri yaşayabilirdim. Milena ve bir başka erkek… Milena’dan zevk alan bir erkek. Milena’nın başka bir erkeğin fermuarını elleriyle açtığını, aletini ağzına aldığını, sonra o aletin Milena’nın içine girdiğini görmek… Bir başka kadınla olma fikri zerre ilgilendirmiyordu beni.
amatorturk’un en popüler çiftlerinden birine mesaj attık. Pek umutlu değildik çünkü oldukça alımlı bir çiftti ve oylamalarda genelde üst sıralarda yer alırlardı. Çok geçmeden cevap geldi. Kamera açtık. Tanıştık. Gerçekten de oldukça yakışıklı ve güzel bir çiftti karşımızdaki. Hayalini kurduğum şeyler yavaş yavaş gerçekleşiyordu. İlk tanışmadan sonraki günlerde de kamera karşısında sohbetlerimiz devam etti. Karşımdaki kadınla konuştukça bir başka kadınla birlikte olma fikrinden de tahrik olmaya başlamıştım. Aynı ortamda bir erkek Milena ile birlikte olurken ve onu izlerken bir başka kadınla sevişiyor olmak… Yeni bir duyguydu bu benim için ve giderek bu fikir hoşuma gidiyordu. Karşımızdaki çiftle muhabbetimiz o kadar iyi gidiyordu ki iş, telefon konuşmalarına, baş başa kameralı sohbete kadar gitti. Öyle bir hal almıştı ki durum, ben kadınla kamerada konuşurken Milena, erkekle telefonda konuşuyordu ya da tam tersi oluyordu. Bazı geceler Milena kamera karşısına geçiyordu ve ben odadan çıkıyordum. Telefon konuşmamız bittiği halde Milena’nın sohbeti bitmemiş oluyordu henüz ve ben onun neler yaptığını anahtar deliğinden gözlüyordum. Yatağıma yatıp belki de onun bir başka erkek karşısında kamerada soyunmuş, kendini okşuyor olabileceğini düşünüp bir yandan kıskançlıktan deliriyor, öte yandan müthiş bir zevk alıyordum bu bir kenara itilmiş olma duygusundan.
Elbette burada şunu belirtmek gerekir. Bu yaptıklarımızın, ilişkinin böyle bir boyuta gelmesinin ne kadar yanlış olduğunu bu gün görebiliyorum. Ama tamamen deneyimsiz bir çifttik ve bu iş nasıl olur, nasıl gelişir bilmiyorduk o günlerde. Kendimizi tamamen karşı çiftin ellerine teslim etmiştik. İşin kötü tarafı karşı çift iş gereği doğuda bir yerdeydiler. Bahar aylarına kadar bizim bulunduğumuz tarafa gelme şansları yoktu. Ayrıca yaşadıkları yer itibariyle hiçbir sosyal yaşamları olmadığı için bu şekilde sıkı fıkı bir ilişki onların yaşamlarına heyecan katıyordu. Çünkü biz veya bir başkası, kimseyle görüşme şansları yoktu internet dışında. Tüm swing çiftler Batı’da toplanmışlardı ve altı aylık bir süre boyunca onların seyahat etme imkanları yoktu.
Olay bir süre sonra öyle bir hal aldı ki, karşı çift bize şaka yollu da olsa: “Bizden başka kimseyle görüşmeyeceksiniz, birlikte olmayacaksınız, bizi bekleyeceksiniz.” demeye başladı. Bir akşam internete girmesek hemen telefonla aranıp sorgulanıyorduk. Bir yandan çok arzuladığımız bu çiftin ilgisi hoşumuza gidiyordu öte yandan en kısa zamanda bir deneyim yaşamak istiyorduk.
Sonunda baktık olacak gibi değil, ikinci bir msn adresi açtık ve onlardan gizli yeni insanlarla tanışmaya başladık. Tanıştığımız ve hoşlandığımız ikinci çift de –şans bu ya- yine Doğu’dandı. Bir iki kere ya konuştuk ya konuşmadık. Pek ümidimiz yoktu onlardan da, çünkü onlar da çok uzaktaydı. Milena ise iyice sinirleniyordu başkalarının maceralarını duydukça. “Bizim neyimiz eksik, biz niye kendimize göre bir çift bulamıyoruz.” diye. Ama zor bir işti bu. Dört insanın birbirlerini fiziken beğenmesi, karakterlerin uyuşması… Bir Cuma akşamı Milena alışverişteyken telefon etti bana. Tanıştığımız şu ikinci çiftin akşam bize geleceğini söylüyordu. Ankara’ya işleri düşmüş, Ankara’ya kadar gelmişken bize de uğramak istemişler. Tam bir sürprizdi. Hiç beklemiyorduk, işin kötüsü bu çifti çok da tanımıyorduk. Ama o kadar heyecanlı ve arzuluyduk ki bunları düşünmedik bile. Ben alelacele evde temizliğe koyuldum. Evi süpürüp ortalığı topladım. Bu arada Milena alışveriş yapmış eve dönmüştü. Saat 21 falan olmuştu ki ben yorgunluktan TV karşısında sızıp kalmışım. İki saat sonra Milena uyandırdı beni. Tüm haftanın yorgunluğuna bir de yarı uykulu olmanın sersemliği eklenmişti. Sarhoş gibiydim. Milena da öyleydi. O da alışverişin üstüne, yiyecek bir şeyler hazırlamış, masayı donatmıştı. Uyku sersemi otogara gidip misafirlerimizi karşıladım. Otobüsten iner inmez kadına çarpılmıştım. Boyu benden en az beş santim uzundu. Orantılı bir vücudu vardı. Ama adam da bir o kadar cılız ve çelimsizdi.
Eve geldik. Milena karşıladı bizi. Sofraya oturduk. Ne yapacağımızı, ne konuşacağımızı dahi bilmiyorduk. Bu gün hatırlamaya çalışıyorum ama o anın heyecanıyla her şey silinmiş demek ki aklımdan. Nasıl başladık, nasıl gelişti hatırlayamıyorum. Tek anımsadığım şey kadının duş almak istediğiydi. Banyoya götürdüm. Suyun ısısını ayarlarken beni kendine çekti. Ve boynuma burnunu gömerek derin derin kokladı beni. Şaşırmıştım. “Benim için erkeğin nasıl koktuğu çok önemlidir. Birlikte olup olamayacağıma bu şekilde karar veririm. Ama şimdi gönlüm rahat.” dedi. Kadın duş alırken biz salonda bir yer yatağı hazırladık. Kadın duştan çıktığında adam Milena’yı aldı ve yatak odamıza gittiler. Ben şaşırmıştım. Birlikte olacağını sanıyordum. Ama neden bilmem, kadın mı bana çok cazip göründü de o an onunla birlikte olmaktan başka bir şey düşünmedim, yoksa hani bazen insan tutulur kalır ya, ondan mı ses çıkarmadım bilmiyorum. Koltuğa oturduk önce. Elleri buz gibiydi. Öpüşmeye başladık. Öpüşmeyi beceremiyordu. Sert, kısa kısa dudaklarıyla dudaklarımı eziyordu sadece. Ama o kadar heyecanlıydım ki. Ellerimle göğüslerini avuçladığımdaysa bütün dünyam değişti. Kocaman ellerim vardır benim. Ama benim avuçlarımdan bile taşan sert, iri göğüsleri vardı. O kadar tahrik olmuştum ki. Hani herkes bilir ya swingdeki en güzel şeylerden biri de farklılıkları yaşamaktır. Milena minyon yapılı, dik olsa da çok iri olmayan göğüslere sahiptir. Bu yüzden benim için uzun boylu bir bayanla birlikte olmak kadar iri göğüslü bir kadınla birlikte olmak da bir hayaldi. Aradığım farklılığı bulmuştum işte. Yatağa uzandık. Kıyafetlerini çıkardım teker teker. Benim için Ankara’dan turkuaz bir çamaşır takımı almış, onu giymişti. Çok hoş bir takımdı ve çok güzel bir fiziği vardı. Durup seyrettim önce. Sonra boynundan başlayarak öpmeye başladım. O kadar iri, uzun bir kadındı ki, öpüşlerimi yarıda kesip : “Yahu sen bitmiyorsun bir türlü.” dediğimi ve gülüştüğümüzü hatırlıyorum. Sonrasında hatırladıklarım hep kopuk kopuk şeyler. Bana “Kondom tak, ben korunmuyorum.” dediğini, benim “Merak etme, kendimi tutabilirim.” dediğimi. Üstüme çıkıp beni içine aldığını. İçine girdiğimde daha önce “bütün kadın organları aynıdır, aynı şekilde hissettirir” diye düşünmekle yanıldığımı aklımdan geçirdiğimi. Göğüslerine dokunurken özellikle sıkmamı istediğini, benim canını yakmaktan korktuğumu. Üzerimde oturup kalkarken “Sen nasıl bir şeysin, sen nasıl bir şeysin böyle…” diye sürekli aynı şeyi tekrar ettiğini ve bunun beni çok şaşırttığını. Sonra çığlık çığlığa boşaldığını ve benim bu çığlıkları Milena’nın duymasını istemediğimi… Ve müthiş derecede ıslandığını. Sonra rahatlamış bir vaziyette kalkıp lavaboya gitti. Odada sadece iki üç tane mum yanıyordu. Ortam oldukça loştu. Geri döndüğünde bana “Kötü bir haberim var. Regl olmuşum.” dedi. Işığı yaktık ki ortalığı kan götürüyor. Hissettiğim o ıslaklığın kan olduğunu o an anladım. Bir kutu ıslak mendil harcayarak temizlendikten sonra, “Ben” dedi “Reglimde, ilkinde çok kanarım, sonra kanamam durur. Devam edelim mi?” Sanki başka bir alemde yaşıyordum. Her şey benim kontrolüm dışında gerçekleşiyordu. Ben sanki olayın dışında olanları izliyordum ve müdahale edemiyordum. “Tamam” dedim. İşin tuhafı “Tamam” der demez sertleşmiştim. Boşalamıyordum, sertliğimi de kaybetmiyordum. Ama zevk alıyordum. Hoşuma gidiyordu her şey. Yine üzerime çıktı. İçine girmenin, o farklı bir kadının organını hissetmenin tadına bıraktım kendimi. Ne kadar geçti bilmiyorum, ikinci kez boşaldı yine “Sen nasıl bir şeysin böyle” diyerek. Bense orgazmın kenarından bile geçmemiştim. Sanırım bu kadar uzun süre boşalmadan sertliğimi korumama şaşırmıştı. Ama bu benim için de alışıldık bir durum değildi. Galiba olayın heyecanı bende bu tarz bir tepkiye yol açmıştı.
“Sen boşalmayacak mısın? İstersen ağzımla yapayım.” dedi. “Olur.” dedim. Güzel bir duyguydu başka bir kadının oral seks yapması. Farklı yapıyordu. Daha derine alıyordu. Daha sertti. Ama dişleri rahatsız ediyordu beni. Olamadım, boşalamadım. Kendini daha fazla yormamasını söyledim. Sarılarak uzandık. Uyuyakalmışım. Sabah 7 civarı, kapı çalındı. Milena idi. Çocuğumuz evdeydi. Uyanması ihtimaline karşı yerleri değiştirelim dedi. Uykum yoktu. Kadını bizim yatak odamıza aldık. Ben lavaboya gittim. Çıktığımda Milena ortalıkta yoktu. Sağa sola bakındım. En son çalışma odama girdim. Gördüğüm manzara hayatımda yaşadığım en acı deneyimlerden biridir. Milena pencerenin önünde, ayakta, gözleri dışarıya dalmış vaziyette dikilmişti ve sessiz sessiz ağlıyordu….
Olayın Milena tarafını Milena anlatacak…
Biraz da Kafka…
- Mayıs 15
- , 2011
Bizim swing deneyimimiz bir rüya ile başladı. Yok yok, mecazi anlamda söylemiyorum bunu. Gerçekten bir rüya ile başladı maceramız… Bir gece rüyamda bomboş ve oldukça geniş bir çatı katında Milena’yı bir erkekle sevişirken izlediğimi gördüm. Bir kolonun arkasına saklanmış Milena’nın erkeğin üzerinde oturup kalkarken zevkten yüzünün nasıl kasıldığını, bedeninin yay gibi gerildiğini izliyordum ve sahne o kadar canlıydı ki… Sabah uyandığımda taş gibi sertleşmiş vaziyetteydim ve bu sertlik sabah ereksiyonundan çok öte bir şeydi. O ana kadar aklımın ucundan dahi geçmeyen şey, rüyama girmiş, kaderim olmuştu. (Bazen bunun ilahi bir emir olduğunu düşünüyorumJ )
Hemen bilgisayarın başına oturup benim gibi birileri var mı diye bir tarama yaptım internette. Swingin ülkemizde yeni yeni yayıldığı yıllardı. 6-7 yıl öncesinden bahsediyorum. amatorturk.com çıktı karşıma… Benim gibi düşünen insanlar eşlerinin, kendilerinin erotik fotoğraflarını çekiyorlar, sitede yayınlıyorlardı. Benim için Milena’nın en mahrem pozlarını bile birileriyle paylaşma fikri o kadar tahrik edici gelmişti ki o an. Benden başka kimsenin görmediği yerlerini birilerinin görmesi, bundan tahrik olması müthiş bir şeydi benim için. En güzeli de benim gibi birilerinin olduğunu görmekti, demek ki yalnız değildim. Ayrıca içimi kemiren “Yoksa ben eşimi sevmiyor muyum, eşini seven bir insan eşini başka bir erkekle paylaşmak ister mi?” gibi soruların cevabını da almıştım. Çünkü site birbirlerini delice sevdiğini iddia eden, swingin eşe duyulan aşkın sınanmasından öte bir şey olduğunu söyleyen insanlarla doluydu.
Ama tüm bunları Milena’ya nasıl anlatacaktım ki… Sonra fotoğraflar başladı, sevişirken, o banyodayken, soyunurken, kaçamak çekilmiş fotoğraflar… Ama hiç estetik değildi ve Milena bunların bir yerlerde yayınlanacağını bilmiyordu. Üstelik sitede amansız bir yarış vardı. Fotoğraflar oylanıyor, haftanın, ayın üyesi oluyordunuz. Bir estetik zevkim vardı ve çektiğim fotoğraflar hiç uygun değildi bunun için. Ayrıca zoraki, kaçamak çekilmiş fotoğraflar beni tatmin etmiyordu. İistiyordum ki Milena birilerinin kendini göreceğini, bundan tahrik olacağını, kendisini arzulayacaklarını bile bile teşhir etsin kendini. Hem çektiğim bu kaçamak fotolar listelere de giremiyordu. Üstelik açılımını hala daha bilmediğim bir “KGL” sistemi vardı sitede. Site şunu diyordu: “Gerçek bir çift olduğunuzu ispatlamak için üzerinde “amatorturk” veya nickinizi yazan bir kağıtla fotoğraf çektirmeniz gerekir.” Böylece siteden KGL lisansı alabiliyordunuz, gerçek bir çift olduğunuz kanıtlıyordunuz üstelik çiftlerin buluştuğu kardeş site siberpartner.com’dan ücretsiz üyelik kazanıyordunuz.
Ama Milena’ya söylemem mümkün değildi tüm bunları. Çareler arıyordum. Sonra aklıma bir fikir geldi. O dönemler bir tiyatro grubunu çalıştırıyordum. Bir akşam bir kağıda “Amatorturk” yazdım, sona Milena’nın duştan çıktığı bir anı kollayıp kağıdı eline tutuşturarak “Şunu bir tut hele de fotoğrafını çekeyim.” dedim. Bunun ne olduğunu soran Milena’ya da “Tiyatro grubumuza bir isim koydum, grubun adı olan kağıttan çektiğim fotoğrafı davetiyelerin üzerine ekleyeceğim.” dedim. Milena, “Yahu çıplağım, nasıl olacak…” falan dediyse de ben “Ben sadece kağıdın olduğu bölümü kullanacağım fotoshopta keserim…” falan diye ikna edip bir iki poz çektim. Tabi kötü bir fotoğraf oldu. Ama KGL’li bir üye olmayı başarmıştım. Üstelik siberpartner’e de üye olabilmiştim. siberpartner’e giriş yapıp da benim gibi düşünen, birlikte olmak için tanışmayı arzulayan çiftleri görünce hem çok mutlu olmuş hem de çaresiz kalmıştım. Çünkü her ne kadar çift olduğunu ispatlayan bir üye olsam da Milena’nın haberi yoktu bundan… Kimseyle tanışamazdım.
Tabi bu süreç içinde Milena ile tüm sevişmelerimizde hep bir başka erkek fikrini dile getiriyordum fantezi olarak. İşin ilginç tarafı ise hiç bir başka kadınla olma fikri yoktu kafamda. Çünkü Milena’yı gerçekten çok seviyordum ve bir kadın olarak ondan daha iyisini düşünemiyordum. Bu yüzden işte onun bir başka erkekle birlikte olması fikri beni delirtiyordu ya… Hala daha en çok sevdiğim şeydir Milena’nın benim gözümün önünde bir erkeğe oral sex yapması. O dönemde bunun fantezisini kuruyor ve deliye dönüyordum. Hele bana ve bir başka erkeğe aynı anda oral seks yapması, birimiz ağzındayken diğerimizin elinin içinde gidip gelmesi fikri… Hatırlıyorum da, yazlıktaydık. Sahilde güneşlenirken iki genç delikanlının kendisine kur yaptığını ve Milena’nın da onları ayarttığı fantezisini kurmuştuk bir sevişmemizde. İki genç delikanlı Milena’yı alıyorlar ve bir haftalığına kıt bütçeleri ile kiraladıkları salaş yazlık daireye götürüyorlardı. Milena orada iki genç delikanlıyla sevişiyordu. Fantezimiz buydu, yani benim sevişirken Milena’ya anlattığım fantezi. Hiç unutmuyorum, öyle delicesine ıslanmış, öyle dehşetli boşalmıştı ki ard arda… (Bu arada ileride değineceğim Milena’nın inanılmaz bir orgazm yeteneği vardır.)
Hülasa benim kaçamak çekip yayınladığım fotoğraflar, sevişmelerimizde dile getirilen başka erkek fikirleri ile günler geçiyor ama ben Milena’ya gerçek arzularımı açıkça dile getiremiyordum.
Ta ki çikolata renkli, iri aletli kardeşlerimizin o dudak uçurtan filmlerine kadar. Bir gün internette bahsettiğim kardeşlerin güzel bir filmiyle karşılaştım. İndirdim… Milena’yı çağırdım, “Gel de şu heriflerdeki aletlere bak.” diye… Milena filmi izlemeye başladıktan sonra (Onulmaz bir porno film meraklısıdır kendileri…) “Hadi beni boşalt.” dedi. Dilimle, elimle, parmaklarımla hiç unutmuyorum tam 11 kez boşaldı. “Milena” dedim “Sende böyle bir yetenek var, neden sadece benimle yetiniyorsun? Neden başka erkekler istemiyorsun?” “Tamam ulan” dedi. “İstiyorum… Nasıl olacak?” İşte o gün tüm o amatorturk sitesini, siberpartneri, çektiğim gizli pozları, her şeyi anlattım.
Önce kızar gibi oldu. Korktum. Her şeyin biteceğinden korktum, evliliğimizin yalan olduğunu söyleyeceğinden, hala daha içimde taptaze duran aşkımdan tereddüt edeceğinden korktum. Ama öyle olmadı. “Aç bakalım hangi fotoğraflarmış onlar.” dedi. Siteyi açıp yayınladığım fotoğrafları görünce işittim asıl azarı. “Sen bu fotoğrafları nasıl yayınlarsın, bunlar çok kötü, beni rezil ettin.” diye bağırıp yumruklamaya başladı beni. “O sitenin yöneticisini arıyorsun, tüm bu fotoğraflar siliniyor. Fotoğraf nasıl çekilirmiş gösteriyoruz onlara.” diye beni azarladıktan sonra hemen fotoğraf çekimine geçtik o gün…
Heyecandan elim ayağım titreyerek çekiyordum fotoğrafları. Milena bir yığın erkeğin kendini göreceğini, kendinden tahrik olacağını bile bile teşhir ediyordu kendini. Erkeklerin o fotoğraflara bakıp onu arzulayacakları fikri ise beni delirtiyordu. Rüyalarım gerçek olmuştu. O akşam nasıl seviştiğimizi anlatmama gerek yoktur herhalde…
İşte bizim swing’e başlama hikayemiz bu…
Yakında ilk deneyimimiz…
Tarzımız olmadığı halde biraz fazla cüretkar çektiğimiz bu pozlar kırmızı ve mavinin Milena ile buluşmasını çok etkileyici kıldı kanısındayız… Karar sizin….
(Kaynak: kafkamilena)